Follow by Email

1 Ocak 2013 Salı

FETİŞ



Çatıdaki büyük kütüphaneye çıkan merdivenlerin ucunda basamaklara paralel, yukarı doğru açılan tahta bir kapak var. Bu kapak kapalıyken, kapağa en yakın basamaklar bütününün oluşturduğu klostrofobik mekanda oturmak hatta yatmak en basit ifadeyle hoşuma gidiyor. Uygulanmayacak bir fantezi de olsa orada oluşturulabilecek bir yaşam alanı fikrini hep sempatik buluyorum. İstenildiği zaman yararlanabilinecek koca bir bilgi birikiminin hemen bir kapak ardında, hayatı merdivenlerin aşağısında bırakan, ama bir o kadar da oradan gelebilecek en ufak bir etkiye dahi her an açık, yarı-kapalı kurgu bir ortam, bir ideal…
Oldum olası kitapları sevdim. İçerikleri kadar maddi yapıları, şekilleri de etkiledi beni. Öyle ki peluş bir ayı yerine bir kitaba sarılarak uyuduğum bile oldu. Pandora’nın kutuları. Her sayfa sırayla, teker teker okunmalı ama kitap kapatıldığında hepsi birden nasıl da sessiz sessiz, sağlamca, kardeşçe üst üste yatıyorlar. Bu aile içi dayanışma raflarda daha geniş kapsamlı bir birlik halini alıyor ve tüm kitaplar sırtlarını birbirlerine dayıyorlar, düşmemek için. Vesaire vesaire.
Biliyorum ki bu tür betimlemeler fetişist, şekilci, biriktirmeci, metacı bir yaklaşımın etkisiyle yapılıyor ama bilgiyi muhafaza etme mantığımızı kökünden değiştirecek büyük bir değişim çağının başlangıcında bu nostaljiyi bir kez daha vurgulamakta fayda var, hiç değilse zararı yok: Kitaplar bir zamanlar bu dünyadaki en değerli eşyalardandı. Artık yollarına, bu büyük sorumluluklarının ifasına ara vermeden kaçınılmaz olarak biçim değiştirmiş bir halde devam etmek zorundalar. Biz onlara uyacağız, aksi mümkün değil. Bundan böyle eski biçimdeki kitapların, sansürlenmek-engellenmek gibi amaçlara girilmeksizin her halükarda yakılmasının gerekli ve zorunlu kılınacağı çok ilginç bir dönem. Fiziki bir cezalandırma değil burada sözü edilen, akli bir yeniden yapılanma. Üstelik kitaplar dışında, en az onlar kadar değerli başka kayıt yöntemlerine sıçrayacağı da belli bu yangının. Katı olan her şey buharlaşıyor aslında bu demek olmasın?
Nereye gidersem gideyim daima o ideal yerde yaşamak, hatta onu yanımda taşımak, işte beni asıl heyecanlandıran ise bu. Sürekli evdeyim, evde olmasam bile. Göçebe aydınlar çoğalacak mı göreceğiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder