Follow by Email

25 Nisan 2012 Çarşamba

KÖR



Saf bir yazıyı okuyamama hastalığının kronik semptomları yavaş yavaş kendilerini belli ediyorlar. Bir görselle desteklenmeyen herhangi bir yazı bütününü pek çok zaman okuyamıyoruım. Beceremediğimden dolayı değil, üşendiğimden belki de tiksindiğimden. Bu çağda bu nasıl mümkün diyorum. Neden kafamıza çivi gibi çakılacak kuvvetli bir imge bulmuyorlar da uzaktan bakıldığında bir karınca kolonisi gibi gözüken yöntemlerle bizi etkilemeye çalışıyorlar halen? Ama yüzyıllardır böyle idare etmedik mi bir yandan?

1 Nisan 2012 Pazar

TOP


Arzu, yağ ile kaplı kaygan bir toptur ve biz de beceriksiz patilerimizle topu tutmaya çalışan köpekleriz. Biz pati attıkça top başka yerlere gider ve yüzeyden topladıklarıyla birlikte büyüdükçe büyür ve ele geçirilmesi daha zor bir hal alır. Daha etkili bir yöntem olarak dişlerimiz de vardır, fakat biri topa değmeye görsün onu anında patlatır ve sönük bir topla oynamak hiçbir zevk vermez. Eğretileme de resmi çizip anlamı aktardığı zaman görevini tamamlar ve yalnızca işlevsel basit bir anlatıya dönüşür, sonra söyleme doğru uçar gider, ilk başta elde etmeye çalıştığı anlamdan çok uzaklara. Yazar köpek olur.