Follow by Email

31 Mart 2012 Cumartesi

SIR


Sana bir sır vereceğim.
Az önce ilgin tamamen başka yerdeydi. Malum kelimeyi okuduğun anda dikkatin yavaşça buraya yoğunlaştı ve aniden bir istek kapladı içini: Sırrı öğrenmek. Durduk yere. Yoktan var oldu merak.
Söyleyeceğim.
Bunu öğrendikten itibaren artık bu bilgiyle yaşamaya başlayacaksın. Hayatı kavrayışın onunla birlikte gelişecek, tüm meselelere onun sana sağladığı zihinsel maharet ile yaklaşacaksın. Bazen avantaj olacak bu, bazen lanet. Umursamamaya çalışsan bile odaklanacaksın, algın seçilecek. Sen istemesen de. Zaten böyle bir şansın da olmayacak çünkü aklının karanlıklarında her daim canlı kalarak ister bağırıp ister fısıldayıp sürekli oralardan açık – zımni komutlar verecek o.
Komik! Vereceği sıkıntıyı bilmene rağmen okumayı yine de bırakamıyorsun. Çünkü bu bilginin yol açacağı ağırlığı seziyor olsan bile, onun, şeylere karşı hafifletici ve senin için ölümsüz bir yoldaş olabileceği umudunu da kaybetmiyorsun. Çözemediklerin karşısında hep ona başvurabilir, kendini onun limanında güvenli hissedebilirsin. Sert bir tahakküm odağı olmayacak belki de o. Bağımsız kalacaksın. Ondan yalnızca işin düştüğü zaman yardım alacağını kendine telkin ediyorsun.
İyi yapıyorsun. Halen de okuyorsun.
Ben de açıklıyorum:
Her metin, okura yeni bir sır vermeyi vadeder. Eğer bunu layıkıyla açıklıyorsa gerçekçi, eğer gizemli bir şekilde yarım bırakıyorsa...