Follow by Email

25 Temmuz 2011 Pazartesi

KÖPEK GİBİ - 1. KISIM

















Köpeğim son zamanlarda çok garip bir davranış sergilemeye başladı. Gazete okuyor. Evet, bildiğimiz gazete.
Onun bu anormalliğinin üstünde etraflıca durmadan önce biraz kendisinden bahsedeyim. Kendimden değil, kendisinden. Çünkü bu öykünün baş aktörü, esas oğlanı, kahramanı, kesin bir dürüstlükle söylemeliyim ki odur. Ben ise sadece onun sahibi konumundaki yardımcı rolü oynamaktayım. Her ne kadar sonlara doğru bir insan olarak benim anlam ve önemim daha çok yer tutacak gibi gözükse de bence bu öykünün beşeriyetimizle ilgili olan tarafları pek de önemsenmemeli. Asıl olarak köpeksi kısımlarıyla ilgilenilmeli.
Köpeğimin ismi Azgın. Lütfen bu ismin altında derin manalar, ince ayarlar aramayın, zira hiç düşünmeden bir anda uydurduğum bir isimdir bu. Yani köpeğimin herhangi bir kişilik özelliğini yansıtmakla uzaktan yakından alakası yok. Zaten basit bir köpek ismi üzerinden başka şeyler anlatmaya çalışacak kadar da alçalmadım henüz.
Azgın, “Sibirya Kurdu” cinsi erkek bir köpek. Bembeyaz tüylü, masmavi gözlü. Tek kelimeyle yakışıklı. Köpekler aleminde yakışıklı diye gösterilebilecek bir cins varsa o da Azgın’ın cinsidir. Bir insan olan benden bile yakışıklı olduğunu söyleyebilirim ki örnek vermek gerekirse misal, ikimiz parkta gezinirken yanımıza gelen kızlar benim kafamı değil de onunkisini okşayıp severler. İnsan hiç durup dururken tanımadığı bir insanın kafasını okşayabilir mi peki? Tabii ki hayır, böylesi çok terbiyesizce bir hareket olurdu ancak bu durum Azgın’ın cidden çok yakışıklı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu kızlar benden hoşlansalardı bile elbette ki doğrudan benim kafamı okşayamazlardı, onlardan böyle bir medeni cesaret örneği sergilemelerini beklemek haksızlıktır. Ama  ille okşanacak bir kafa olacaksa da bu kafa mutlaka Azgın’ın kafası olurdu zaten, benimkisi değil. Nitekim her gezintimizde hep böyle oluyor, bir kez dahi aksinin yaşandığını görmedim. İşte bu kadar yakışıklıdır bu köpek, başka nasıl tarif edebilirim.
Fakat bu yakışıklılık mevzu’uyla ilgili aklımda birtakım şüpheler de yok değil. Benim için - ve insanlar için - bir şirinlik yumağı olan bu gösterişli hayvancağız belki de köpeklere göre bir çirkinlik abidesi. Çirkin olmasa bile şu güzelim tüylerin, gözlerin hiçbir anlamı olmayabilir diğerleri için. Güzellik, çirkinlik gibi kavramların oldukça uzağında yaşıyor olabilirler bu köpekler. Bunlar, bir köpek olmadığım sürece bilemeyeceğim gerçekler. Sadece tahminlerim.
Bunun dışında Azgın’ın bir de şöyle özellikleri var ki... Bilseniz neler neler yapıyor, anlat anlat bitmez.
Bu şekilde devam edebilmeyi ben de çok isterdim ama maalesef belirtmek zorundayım, aslında başka da bir özelliği yok Azgın’ın. Bildiğimiz köpek işte. Su içiyor, yemek yiyor. Dolayısıyla işiyor, sıçıyor.
Ve dediğim gibi artık bir de gazete okuyor.
Bu ilginç durumu ilk olarak bugünden üç hafta önce sabahleyin bir yere yetişmek için alelacele evden çıkarken fark ettim.
Çok geç kalmıştım ve merdivenlerden adeta koşarak iniyordum. Birden ayağım takıldı, dengemi kaybettim ve kafaüstü duvara tosladım. Kafamı fena vurmuş, bir hayli sersemlemiştim. Bayılmama ramak kalmıştı bile diyebilirim. Ancak daha fazla gecikemezdim, baygınlık beklemeliydi. Zar zor kapıdan dışarı attım kendimi.
Kapıyı kilitlerken sağ tarafımda Azgın’ı gördüm. Bahçede kendisi için özel olarak ayrılmış yerde, çimlerin üzerinde yatıyordu. Altında gazeteye benzer kağıtlar vardı ve bakışlarını bunlara dikmişti. Gerçi darbeden dolayı kafam halen yerinde değildi, yanlış görüyor olmalıyım diye düşündüm. Bu yüzden çok da önemsemedim. Kapıyı kitleyip hızlı adımlarla bahçeden çıktım.
Akşamüstü eve döndüğümde Azgın’ı yine aynı konumda buldum. Bu sefer bu durum gerçekten ilgimi çekmişti. Uzaktan incelemeye başladım. Öndeki iki patisiyle gazeteyi altında tutuyordu. Kafası eğikti ve sabit duruyordu. Kuyruğunu bazen sallıyordu, bazen sallamıyordu. Arada bir bana bakıyor, sonra tekrar gazeteye sabitleniyordu.
Aslında buraya kadar her şey normaldi. Eğer kendisine böyle bir şey yapması öğretilirse her köpek bunu yapabilirdi. Hatta öğretmeye bile gerek yok, köpekler canları sıkıldığında kimi zaman bu tür garip şeyleri yaparlar zaten.
Fakat asıl şoku gözlerine biraz daha dikkatli bakınca yaşadım. Gözleri sürekli olarak soldan sağa kayıyor, hareket ediyordu. Tıpkı bir şeyler okuyormuşcasına. Ve anladım ki evet, köpeğim Azgın gazete okuyabiliyordu. Hiç değilse gazete okuyan birisinin tüm özelliklerini gösterebiliyordu. Peki anlıyor muydu? Bu, o an için yanıtlanması gereken bir soruydu.
Ben eve hiç gazete almazdım, herhalde komşudan çalmıştır diye düşündüm. Uzaktan hangi gazete olduğu seçilmiyordu. Tam da öğrenmek için yanına doğru hareketlenmiştim ki gazeteyi aniden ağzına alarak sivri dişlerinin arasına sıkıştırdı ve hızla bahçenin en uzak köşesine kaçtı.  
Onu bir saat boyunca boşuna kovaladım. Normalde yemek yemek için bile kıçını kaldırmaya üşenen bu hayvan gazete söz konusu olunca adeta bir tazıya dönüşmüştü. Kendisine doğru hareketlendiğimi gördüğü anda hemen en uzak köşelere kaçıyordu. Onu bu şekilde yakalayabilmem imkansızdı. Ben de en sonunda kendi haline bıraktım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder