Follow by Email

16 Haziran 2011 Perşembe

YENİ SANAT


















Öyle bir hikaye yazmak istiyorum ki kahramanı aynı anda bir yönetmen ve senaryo yazarı olsun. (Auteur.) Hikaye boyunca bu adamın normal hayatını da, yeni senaryolar yazışını da, bunları filme çekişini de, hepsini görelim fakat tabii ki yazıyla. Sonra bu hikayenin filmini çekelim. Son olarak da bunu filme çeken insanın yönetmenlik öyküsünü yazalım. İstersek onun da filmini yaparız filan falan.
İşte beyler, birinci (ikinci?) ve yedinci sanat böyle evlendi. Önce resimler çizildi mağara duvarlarına, misal bir kaplan resmi. Sonra bunu çizmenin daha kısa bir yolu bulundu ve “kaplan” yazısı resmedilerek olay iyice kolaylaşmış oldu. Birden kaç bin yıllık bir sıçrama yapıldı ve gerçeğini göstermek varken benzeyenini ne yapalım dediler ve kaplancığı bir çerçeveye aldılar. Son olarak bunun da zevksiz olduğunu anladılar ve bir sürü çerçeve yarattılar ve hepsini art arda dizdiler ve kaplancığa hareketli bir ruh girdi. Şimdilik kaplanın gerçeğe en yakını oydu.
Bu - şimdilik - gerçek kaplanı görünce ben ne yaptım? Hayvanın bugünlere kadar gelişinin hikayesini bir şekilde yazmalıyım dedim, fakat yerim çok sınırlıydı, en fazla üç dört paragrafım vardı. Yazdım ama yetinmedim, bir de filmini çekeyim dedim. Her şey iyice birbirine karıştı. Bunları yazanın da, çekenin de aynı kişi olduğunu bilmeme rağmen hem de. Her kelimeden sonra beynim daha da bulanıyor, işler bu denli birbirine girmiş miydi!
Onlar evleneli cidden çok zaman olmuş. Düğün için davetiye bile yollanmamıştı bize. Gözlerden ırak, sade bir törendi. Kendileri bile evlendiklerinin farkında değildi belki de. Çünkü o kadar uzun bir süre birlikte yaşamışlardı ki ancak yirminci yüzyıla girildiği zaman bir şeylerin ayırdına varabildiler. Bazen koca yaptı tüm işleri, kadın silik kaldı. Bazen de tam tersi oldu. İkisinin beraber çaba sarf ettikleri eserlerde ise mükemmele daha çok yaklaşıldı. Çünkü eşler arası tahakkümün olmadığı eşitlikçi bir düzende herkes kendini daha iyi gösterirdi. İşbirliğinden, uyumdan dahilik akardı, sanat çıkardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder