Follow by Email

19 Haziran 2011 Pazar

NORMAL






















Çocukluğumdan beri hep farklı, anormal bir bilince sahip olmak için çırpındım durdum. Sanırım bunda çok küçük yaşlardan itibaren bilgisayar oyunlarına dadanmış olmamın büyük bir payı var. Öyle konusuz basit oyunlar da değildi bunlar o zamanlar. Her biri, bir çocuğun hayalgücüne aç zihnini yepyeni diyarlara taşıyabilecek nitelikteydiler. Bunun yanı sıra sürekli deli taklidi de yapmaktaydım, çünkü sadece delilerdi habire farklı hayal alemlerine girip çıkan, devamlı bambaşka bilinçler yaşayanlar, ki neden deliler gibi davranmaya çalıştığım şimdi daha anlamlı gelebiliyor bu çeşitlilik arzusu açısından bakınca. Üstelik böylece gelsin haplar, gitsin ilaçlar. Doktorlar sağolsun, her biri de değişik kafalar yaşatmışlardır bana, aynen oyunlar gibi. Azar azar sahiden delirmeye başladım tabii bu şekilde. Ama her bilinçten tatmış olmamla beraber insanları çok normal bulmaya başladım bu sefer de. Ben marjinalleştikçe onlar normalleşiyorlardı. Tabii mümkündür, diyerek ne kadar sıradışı olurlarsa olsunlar tüm hikayelerine burun kıvırıyordum. Normal değildi bu durum. Bir süre sonra işler çığrından çıktı ve insanlara o kadar yabancılaştım ki şimdi de her birini ayrı bir alem olarak görüyordum. Hepsi özeldi, farklıydı, bir taneydi, benim – öyle olduğumu sandığım - gibi marjinallerdi aynen. Evet, herkes. Hepsiyle ilgilenmek gerekiyordu, en sıradanı bile ilginç gözüküyordu artık. Fakat sonra yine ilgi kaybı...
Bir kayıtsız, bir coşkun, böyle böyle kısır döngü halinde sürdürüyorum halen yaşamımı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder