Follow by Email

20 Haziran 2011 Pazartesi

NİŞANCI

















Ukrayna’da bir yer. Etrafta dört beş katlı, yıkık dökük binalar var. Duvarları delik deşik. Her biri büyük bir tehlike, tehdit. Sıcaklık eksi on derece. Şu an kar yağmıyor fakat dün geceki yağıştan dolayı her yer zaten beş metre kar.
Ben bir Rus’um çünkü bir Rus olarak doğmuşum fakat Türkçe yazabiliyorum ve yapacak başka bir şeyim yok. Tanrım beni böyle yaratmış: Ukrayna’nın toplam dört binadan ibaret bu bilinmedik yerine sonsuza kadar hapsolmuş basit bir asker, bir nişancı.
Görevim, haritanın ortasındaki binanın ikinci katındaki radyoyu alarak kendi binamın zemin katına geri götürmek ve bunu yaparken de öldürülmemek. Amacım sadece bu. Zihnimden hiçbir zaman söküp atamayacağım bu görev bilinci, amacımı gerçekleştirme yolunda bana rehberlik eden ve beni dürtükleyen en büyük yardımcım.
Bir görevim var, ben böyle doğmuşum ve neden yerine getirmemeli? Bunu asla aklımdan çıkaramayacağım, bundan kurtulamayacağım. Başka yerlere gitmek, bu dünyayı özgürce dolaşmak istesem bile, bütün bu mekanın çevresine itinayla dizilmiş yüzlerce mayından birine basarak en sonunda muhakkak yok olacağım.
Her ne kadar sınırlı da olsa en azından bir varlığım var. Kesinlikle yok olmak istemem. Bu yüzden mayınlara basmam, radyoyu alırım, amacıma ulaşırım. Bir Alman kurşunu tarafından öldürülmemek için de elimden gelen her şeyi yaparım. Tüm bunlar bu ölümcül oyunun gerektirdiklerini her defasında o denli kafama çakıyor ki! Aynen iki elime adeta yapıştırılmış ve nereye bakarsam bakayım her zaman elimde tutuyor olacağım şu dürbünlü tüfek gibi. Rus yapımı bir Mosin-Nagant. Dürbünlü. Beş kurşunluk bir şarjör.
Bu savaş ne zaman mı başladı? Sanırım ben doğduğum zaman. Yani bir saniye öncesine denk geliyor.
Elimde tüfek, aklımda görev. Bizim binanın en alt katında doğdum. Bilgisayarımı derhal kucaklayıp yön tuşlarıyla ikinci kata çıktım ve en soldaki pencereden kafamı uzatarak tüm meydanı kontrol altına aldım.
Tam önümde koca bir bina var. Bana bakan cephesinde bir tane bile pencere yok, her yeri duvarla kaplı. Fakat muhtemelen hayali bir top atışıyla açılmış ikinci kattaki gedik beni vurabilmek için çok uygun bir konum. Alman düşmanım buradan gelebilir. Ama binanın her iki yanındaki balkonlar da benim için çok tehlikeli yerler. Bakılması gereken çok nokta var. Bu yüzden dikkatimi binadan alıp düşmanımın bana sürpriz yaparak açıklıklardan gelmesini öngörünce hemen sol kanada doğru odaklanma kararı alıyorum. Ekranın her yanını tarayıp duruyorum. Gözlerimi bir kere dahi kırpmıyorum ki teması bir anlığına bile olsa kaybetmeyeyim. O her yerde olabilir çünkü bu bir oyun. Fakat ölmemem lazım.
Tüm bu hakim konumları, saldırı noktalarını, saklanma yerlerini ve de en önemlisi radyoyu kapıp dönme görevimi nereden mi biliyorum? Çünkü yaklaşık bir haftadır hep aynı şeyleri yapıp duruyorum. Yaşamalıyım. Bu şekilde. Artık gözlerim camdan bir ekran. Kaslarım birkaç plastik tuş. Kafam ise ancak bir fare sayesinde dönebiliyor.
İşte tahmin ettiğim gibi! Düşman soldan saldırıyor. Hemen tüfeğin dürbününden bakarak namluyu kafasına doğrultuyorum ve bir tuşa tıklayarak tetiği çekip ateş ediyorum. Çok büyük bir şans eseri kurşun metal kasktan sekiyor ve düşmanım kurşunun geldiği yönün farkına varıp yerimi tespit ediyor. Ben ise bu esnada boşa giden atışıma hayıflanmaksızın namluya ikinci mermiyi sürüyorum, daha önce yüzlerce defa yaptığım üzere tam olarak bir saniye yirmi sekiz salise sürüyor bu.
Bu kısa süre içerisinde şunu düşünüyorum: Yerim tespit edildi. Kaçmalıyım ve bir an önce gidip radyoyu alma hakkımı kullanmalıyım.
Bu kararı verdiğim anda bir ateş sesi daha duyuluyor ve ben tam da bilgisayarımı kaldırıp aşağı katlara doğru koşmaya başlayacakken, ekranın ortasından girip beynime saplanan kurşunun yine ekranda açtığı delikten, kahkahalar atan düşmanımın uzaktaki silüetini görüyorum. Ben yere yığılırken gökten ilahi bir ses geliyor: Almanlar kazandı.
Bizim binanın ilk katında tekrar doğduktan sonra bilgisayarı yüklenip bu sefer derhal radyoyu almaya doğru koşuyorum. Oyun tekrar bitene kadar. Almanlar ya da Ruslar kazanana dek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder