Follow by Email

12 Haziran 2011 Pazar

LUDOVİCO

















Görselin edilgen eyleme kudretinde tutsaktım, yaklaşık üç gündür. Bir koltukta ellerim kollarım bağlı, kafam sabitleştirilmiş, göz kapaklarım mandallarla açık olmaya körleştirilmiş. Önümde dev bir ekran. Üç gün boyunca üç farklı film rastgele sıralarla durmadan oynuyor. Hayatında yalnızca üç hikaye bilen, ama onları da tüm ayrıntılarıyla bir makine gibi ezberlemiş, hafızası bu anlamda müthiş bir adamın bilincinden izliyorum sanki bunları. Düşünebilmemi sağlayan hiçbir yenilik yok artık birkaç tekrardan sonra. Ara sıra görüntünün kıyısında köşesinde kalmış bazı ayrıntılar benim de iradi bir beynim olduğunu bana hatırlatan ufak kırıntılardan ibaret sadece ve bir defa oluştukları vakit bir daha geri gelmemecesine kayboluyorlar bütünün içinde. Ben de tekrar içi boşaltılmış (ya da ağzına kadar doldurulmuş) beynimle baş başa kalıyorum, diyeceğim ancak gözlerimce sürekli emilen ekranın aklı asla rahat bırakmıyor bizi. Bir ayın sonunda ise artık arası doldurulacak hiçbir nokta kalmıyor. Kurgular tamamlandı, kalıplar hazır. Bu üç filmin sonsuza kadar kölesidir zihnim. Yalayıp yuttuğum bu görüntüler için iyi kötü nasıl bir yargıda bulunabilirim! Onlar benim efendim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder