Follow by Email

8 Mayıs 2011 Pazar

YASADIŞI - METİNDIŞI

Korsan yayıncılık yapmalı herkes kendine. Yalnızca kendisine söyleyebileceği itiraflarda bulunmalı durmak bilmeden. Ama saklamamalı, içine atmamalı, herkese yaymalı bunları. Resmi yayın akışına çomak sokmalı. Tek bir kavrama bağlı kalmamalı, onlarca tanım serpmeli ortaya karışık. Tutunacak hiçbir dal bırakmamak, birini kırıp diğerine atlamak, hep tepeye tırmanmak. Bazen bilerek düşülebilir bile, hatta yükselmek kadar o da lazımdır. Mantık yüklü farz edilen gemilerimizi sürekli topa tutmak gerek, mallarını yağmalamak, çarpıtmak, eğip bükmek, ki daima korksunlar bizden (kimden?), serbest, güvenli ve dilediğince dolaşmak hakkını haiz olmadıklarını bilsinler. Asıl polislerimiz korsanlar olsun. Rahat vermesinler bize, ha babam tetikte olalım, diken üstünde duralım, cayır cayır yanalım. Altımızda alevler, dans etmeyi, müziği, esrimeyi hiç durdurmayalım. Kendimize koyduğumuz – ve önümüze koyulan – kuralları hiçe sayalım, yerlerine yenilerini koyalım, onları da bozalım. Böyle edelim, şöyle yapalım...
Öğütler vermiyorum. Kendimle hesaplaşıyorum yalnızca. Bunun için yaşlanmayı bekleyecek değilim. Bir saniye önceki kendimi bile eleştirebilirim, can düşmanım addedebilirim. Kurduğu her cümlenin ardından bir parantez açıp çürütmeliyim hatta onu, paramparça etmeliyim, taş üstünde taş, nokta üstünde nokta bırakmamalıyım.
Yazar olduğunu söyleyip duruyorsun diyorlar, başka ne yapacaktım! (Söylemeden durabilirdin mesela.) Yazarım ve bence bunda ısrar etmemin büyük faydasını görüyorum. (Sürekli mühendisim demek binayı daha mı sağlam yapar?) Bu sayede şu an ne yapıyor olduğumu her satırda sorgulamak durumunda kalıyorum. (Ukalalıktan başka bir halt yemiyorsun.) Binbir çeşit insan var, herkesin yazma amacı farklı. (Oysaki tek amaç sadece doğruyu bulmak olmalı.) Çok okunmak, çok beğenilmek, çok eleştirilmek, çok kazanmak, hayır bunlar olarak düşünmemeli kıstasları. (Gayet de olabilir, neden olmasın!) İçimizdeki korsanın ne söylediği önemli nihayetinde. (Bunda haklısın, ama adet yerini bulsun, ben yine katılmıyorum.) Belki de parantezden, yeraltından, sahne arkasından çıkarmalıyız artık onu. Bak ben çıktım bile! Onu da yazının devamı, bütünün ayrılmaz bir parçası olarak görmeliyiz. Ya ne olacaktı başka? Okuyucunun gözüne sokmalıyız onu. Ben buradayım. Evet o burada işte diyebilmeliyiz. Duymuyor musun, buradayım zaten. Ne kadar uyumsuz gözükürse gözüksün açıkça ifşa etmeliyiz korsanı, korsanları. Buradayım dedik ya lan işte, buradayım! Evet evet işte orada. BURADAYIM BE BURADA!
Yayınlarımız sürecek. Bizden haber bekleyin. Fark etmemeniz olanaksız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder