Follow by Email

28 Mayıs 2011 Cumartesi

İSİMSİZ KAHRAMAN

“Nokta” öyküsüne başlayamıyor. Çünkü takıntısı halen devam ediyor. Geçen sefer uyguladığı basit yöntemi tekrar uygulamaya karar veriyor ve “İsimler Ansiklopedisi” adlı kitabını açıyor. İçinden rastgele bir isim seçiyor, öyküsüne başlıyor.
“Nokta” ikinci duraksamasını yaşıyor. Seçtiği ismin, yakın bir arkadaşının ismi olduğunu hatırlıyor ve gücüne gideceğini düşündüğünden dolayı başka bir tane seçiyor. Daha önceden hiç duymadığı bir isim buluyor ve silgisizliğin verdiği eksiklikle daha birinci kısımdaki ismi silmeden ikinciye yenisiyle giriş yapıyor.
“Nokta” ikinci paragrafta yazdıklarını şöyle bir okuduğunda ikinci ismin, yazdıklarının şiirselliğiyle hiçbir uyum taşımadığını fark ediyor. Oysaki o, seçtiği ismin ve yazdıklarının kulağa hoş gelen bir ahenkle okunmalarını istiyor. Tekrar kitabına başvuruyor. Kafasından bir sayfa sayısı atıyor ve o sayfanın en üstündeki ismi kullanacağını belirliyor.
“Nokta” yine tatmin olmuyor. Talihin seçtiği bu isim belirgin bir biçimde bir milleti çağrıştırıyor. Öyküsünü tek bir milletle özdeşleştirmek ve evrensellikten bile bile uzak durmak ise yapacağı en son şeyler arasında yer alıyor. Yine kitaba el atıyor ama bu sefer işini talihe bırakmaktansa kendisinin daha mantıklı bir seçim yapacağını varsayıyor.
“Nokta” ilk başta oldukça şık durduğunu düşündüğü bu yeni ismin tarihteki önemli şahıslardan birinin ismi olduğunu anımsıyor. Hiçbir politik görüş belirtmeme ve bunlardan azami surette kaçınma huyundan ötürü, tarihsel bilinçaltının neden olduğu bu seçimden son derece rahatsızlık duyuyor ve bu kitapla bir yere varamayacağını anlıyor. Kitabı ateşe veriyor.
“Nokta” cayır cayır yanan kalın kitabın verdiği sıcaklık ile kendini avuturken birtakım fikirler üretmeye çalışıyor. Aklına basit bir fikir geliyor. “Bay” kelimesi ile alfabeden herhangi bir harfi birleştirerek “Bay A.”, “Bay E.” gibi isimler kullanabileceğini düşünüyor. Birisinin çıkıp “Sen bu harfle şuraya atıfta bulunmuşsun. Ajan mısın sen?” diye sorabilme olasılığı onu bu pratik fikirden hızla uzaklaştırıyor.
“Nokta” her şeyi boş verip aklından isim türetmeye uğraşıyor. Birkaç tane süslü isim buluyor ama fantastik diyarlardan kopmuş bu kelimelerin, kendi gerçek dünyası içinde fazla masalsı ve ukala kaçacaklarının hemen ayırdına varıyor. Hatta nasıl da bu kadar saçmaladığını düşünüp kendiyle dalga geçiyor.
“Nokta” son olarak kendi ismini kullanmaya yelteniyor ama bencilliğin doruğuna ulaşmış bu sapkınlığı aklına getirdiğinden dolayı kendine lanet ediyor.
“Nokta” baştan beri tüm yazdıklarını dikkatlice incelediğinde ise birden şaşkına dönüyor ve kendini, zaten kendi yaratmış olduğu ve silgisizliğinden dolayı da silemediği bir isimler denizinde boğulurken buluyor. İsimlerin bolluğundan kaynaklanan bu çokboyutluluğun her yöne çekilebildiğini görüyor ve yazdıklarının aslında neyden bahsettiğini kendi bile anlamıyor. Tüm yönlerden gelebilecek saldırı yorumlarının kaçınılmaz olduğunu biliyor ve sonunda her şeyi düzene koyacak gerçek bir karara varıyor.
“Nokta” öncelikle kendine bir silgi temin ediyor. Sonra da tüm yazdığı isimleri tereddüt etmeden siliyor ve bunların yerinde oluşan boşlukların her birine sadece küçük bir “Nokta” koyuyor. Öyküsünün kahramanı artık küçük, tek boyutlu ve zararsız oluyor. Kimseye gönderme yapamıyor, kimseyi gücendiremiyor, kimseyi çağrıştıramıyor.
“Nokta” isimlerden doğabilecek tüm tehlikeleri önlemiş olmanın rahatlığıyla yazmayı bitiriyor ve öyküsüne son noktayı koyuyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder