Follow by Email

20 Mayıs 2011 Cuma

DEDİKODU

Güle güle dedim kısık bir sesle. Herkes kendi işiyle uğraşıyordu, pek iplenmedim. Güle güle denmezdi zaten ortamı terkederken, fakat allasma'aladık demek de çok zor geliyordu, ne biçim laftı bu! Cesaretimi toplayıp "haydi eyvallah" kopardım bir tane gönlümden. Ben tam da kapıyı kapatırken içeriden sırf ayıp olmasın diye, kısık sesle söylenmiş "görüşürüz" geldi birkaç tane ve az önce varlığımın dikkate alındığı bu evde madden bulunmuyordum artık. Böylelikle arkamdan konuşmaya başladılar. Sadece basit bir tahmin ama neredeyse kesin gibi. (Kasıtlı anlatım bozuklukları.) Ne aptal herif bu Erdem ya! Hakikaten kafası çalışmıyor bazen. Ama severim dedikoduyu ve desteklerim de. Suratıma söyleyeceklerine arkamdan konuşsunlar, sevilmemek paranoyalarıyla bu denli cebelleşirken bir de üstüne insanı büsbütün üzmenin alemi yok. Siz de haklısınız, ne gerek var birinin suratına hakaretler yağdırmaya. Arkamdan konuşulmasını istemiyorsam yüzüme karşı ana avrat düz gitmelerini sağlayacak güveni vermeliydim zaten millete bugüne kadar. Ama eğer başaramadıysam da tüm kişiliğimi sil baştan yapılandırmam gerekiyor ki çekilecek çile değil bu. Aşağılık komplekslerine bulanmış gereksiz bir vehim söz konusu değil, çok açık gerçeklerden bahsediyorum ben, hatta kendimden biliyorum, evet itiraf zamanı, bizzat ben de iflah olmaz bir dedikoducuyumdur herkes gibi, evet herkes. Devam etsin o halde dedikodular, bana ne zaten, duymuyorum ki, evde değilim ben, çıktım gittim, sokaktayım, kendi zihnimle başbaşayım, kimse umurumda değil yahu!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder