Follow by Email

16 Mayıs 2011 Pazartesi

ATKI

Ne kadar ustaca ve sağlam örmüşseniz örün, sadece günü kurtarmak ve boyunları (beyinleri) ısıtmak amacıyla oluşması için emek verdiğiniz, kaçınılmaz olarak her seferinde iki uca sahip olacak o atkının günün birinde, içeriğini iyi ve kötü niyetli pek çok insanın oluşturduğu bir sürü tarafından her iki ucundan da ölümüne çekilerek, gevşetilerek, nihayetinde parçalanarak yok edileceği öngörüsü karşısında hissedilen çaresiz donukluk. Düşünce oluşmuyor, oluşmadan donuyor, buz ve taş kesiyor, bu soğukluk sebebiyle titreye titreye can veriyoruz. Ağzımızda bir gülümseme, uykunun, arınışın, artık var olmayan acının verdiği rahat bir sırıtışla.
Örülmeli atkılar. Canla başla, emekle, hepsinin eninde sonunda bu aynı kadere mahkum olduğuna aldırmadan, ama bunu göz ardı da etmeksizin. Çok yazık olur herkes üşürse, donarsa boşu boşuna. Daha var vakitleri. Aksi takdirde, bırakın atkıyı, yağlı bir ilmik geçirirken dahi herkesin boynuna kimse için tereddüt etmeyen cellatlardan farkımız kalmaz. Biz kimiz ki adam asmaya karar verebiliriz lan! Biz kimiz ki vicdanımız sızlamaz, umrumuzda bile olmaz, sadece kendimizi kurtarmanın getirdiği rahatlıkla, ipi çekilmiş koca bir dünyayı ardımızda bırakarak çeker gidebiliriz!

1 yorum:

  1. postmodernist esintiler görüyorum sürekli. barthes filan mı okuyorsun?

    YanıtlaSil